| |
|
| DALYAN'DAN EKİNCİK'E |
|
| Belki de en fazla yürünen rotadır, Dalyan-Ekincik. Eskiden (ne kadar çok eskiden bilmiyorum) bu güzergahla, Ekincik’teki değirmenlere katır sırtında buğday taşınırmış. Şimdilerde turistler için keyifli bir gün, turizmciler için keyifli bir kazanç demek Ekincik yürüyüşü. Dalyanlılar sezona girmeden, Ekincik’e bir kez daha yürüyelim dedik. Bakın bakalım neler kaçırmışsınız. |
 |
Bu yürüyüşün başlangıcı çok şahane; önce, sandalla kanalın diğer yakasına geçmelisiniz. Sabah ne kadar erken geçerseniz, görüntüler o kadar şahane olur. Sandaldan inince önünüzdeki yegane yol sizi doğruca Çandır köyüne götürür. Dalyan’ın dibinde sayılır, ama eskisi gibi Dalyan’a bağlı değil; Köyceğiz’e bağlı, vaktiyle halk öyle istediğinden. Ve halk öyle istediğinden çok şirin bir köy - hala!… Gölüyle, ormanıyla, balıyla, zeytiniyle, zeytinyağıyla, ve kanalda olmayan köprüsüyle…
Köyün içinde o kadar çok ara yol, toprak yol, traktor yolu, vs. var ki, size hangi yola gireceğinizi tarif etsem, kesin karıştırırsınız. İyisi mi, siz Çandırlılara sorun, Ekincik’e giden patika nerede diye.
Çandır’dan başlayan patika, ki yakın zamanda bu patikanın ilk kısmı zeytinliğe giden bir traktör eni (!) kadar genişletilmiş, güzel bir ormanın içinden geçerek önce Mezar Gediği – Ölemez toprak yoluna çıkar. Çıktığı noktada, hemen yolun karşısından tekrar ormana dalar ve sizi hafif bir eğimle tepede Mezar Gediğindeki toprak yola çıkarır. Aslında bu yol, daha aşağıda çıktığınız yolun aynısı; yol uzun bir zik-zak yaparken, siz kestirme yapmış oldunuz.
Burası aynı zamanda çıkışın bittiği yer; bundan sonrası, ara sıra ufak çıkışlara rağmen, genel olarak iniş. Adı üstünde, buradaki küçük tepede bir mezarlık var; bazı mezarlar oldukça eski. Karşınızda Akdeniz, Ekincik koyuna doğru uzanıyor. Ufukta Bozburun yarımadası ve Aksaz-Marmaris istikametinde denize dik inen dağları göreceksiniz. Hemen yanınızda, Ölemez tepesinin etekleri.
Kısa bir manzara molasından sonra, her iki yanı tel örgülü toprak yolu yukarı doğru 25 m kadar izleyip, sol tarafta tahta kapıdan geçerek genişçe bir patikaya girin. Az ileride, Roma (?) döneminden kalma oldukça yıkık durumdaki harabelere varacaksınız. Turist gözüyle, küçük bir antik tiyatronun dört basamağı görüntüsündeki düzenli taşların dışında belli bir yapıyı andırmayan taşlar etrafa saçılmış. Arkeolojik kazı yapılmamış gibi, ama eminim define-lojik kazı yapılmıştır! Burada yemek molası verebilirsiniz; çeşmeniz de var. Ancak, yazın zorda kalmadıkça içmenizi tavsiye etmem.
Bu noktadan itibaren patika darlaşıyor; bazen bulmakta zorlanabilirsiniz. Tekrar düzgün ve belirgin bir patikaya ulaşana kadar sırasıyla şunları göreceksiniz: önce bir zeytinlik, içinde taş bir zeytinci kulübesi, ardından aşağı doğru inerken bir traktör yolu, yolun karşısına geçip aşağı devam ederken işaret amaçlı üst üste konulmuş taşlar, devamında dik bir şekilde inilen kuru bir dere yatağı, yukarı doğru hafif bir çıkıştan sonra bir virajda varılan traktör yolu, yine bu yolun karşısına geçip belli-belirsiz patikadan ilerleyerek inilen zeytinlik içinde başka bir traktör yolu, bu yolun sağına dönerek 15 m ileride geçilen kuru dere yatağı. Simdi düzgün patikaya vardınız. Dere yatağını geçer geçmez yukarı doğru çıkarken solunuzda “Çandır iskele” yazılı başka bir patikanın aşağı indiğini göreceksiniz. 20 m yukarıda ise Akdeniz’le tekrar karşılaşacaksınız... İyi bir seyir yeri; önceki molada acıkmamış gruplar için bol doğal oturaklı bir yemek molası yeri olabilir.
Buradan itibaren My Marina tesislerine kadar hafif inişli-çıkışlı, iyi durumdaki patika orman içinde üç-dört vadi geçiyor. En son tepede ağaçlar arasında taş bir korunak geçtikten sonra dik bir yamaçtan zik-zak yaparak, küçük bir koya gizlenmiş My Marina’nın girişindeki toprak yola ineceksiniz. Patika gayet belirgin, yine de birileri ısrarla işaret koymuş, en bolundan ve sıklıkla: kırmızı nokta, yeşil nokta, üç-beş taş üst üste, kırmızı ok, sarı nokta, kısa kırmızı cizgi... İlla ki iyi niyetle yapılmış; ama bence işin suyu çıkmış.
My Marina’nın girişindeki toprak yoldan 100 m kadar ilerledikten sonra sola saparak ıssız bir koya inebilir, veya 2 km kadar daha toprak yolda yürüyüp Ekincik’e gidebilirsiniz. Biz hep ıssız koyu tercih ediyoruz.
Daha önce ayarladığınız tekne gelip sizi alana kadar bu çakıl taşlı, iri kumlu sahilde denizin ve manzaranın keyfini çıkarın. Bu aylarda su çok soğuk değil; kendinizi turkuaz sulara bırakın, hatta kıyıya yakın küçük kayalığa tırmanıp yüksekten bırakın!
Yürüyüşün başı gibi, sonu da çok harika: tekneyle kıyı boyunca ilginç kaya oluşumlarını seyredip Delik Ada’ya, oradan İztuzu kumsalının ucunda sığ boğazdan geçerek deltaya, sazlıklar arasından kanalda zik-zaklar çizerek Dalyan’a... |